ALLAH'A KULLUK VE SAMİMİYETTE KARARLI OLMAK

"Göklerin, yerin ve her ikisi arasındakilerin Rabbidir; şu halde O'na ibadet et ve O'na ibadette kararlı ol. Hiç O'nun adaşı olan birini biliyor musun?" (Meryem Suresi, 65)

"Kararlılık", bir konuda sebat göstermek, sonuca ulaşmada hiçbir engel tanımamak ve azimle gayret ederek her ne olursa olsun yapması gerekenleri yerine getirmek anlamına gelir. Yukarıdaki ayette geçen kararlılık da bu anlamdadır. Yüce Allah, iman eden kularına sadece ibadet etmelerini değil, aynı zamanda da ibadette kararlı olmalarını bildirmiştir. İbadette kararlı olmak ise, sadece fiili olarak yerine getirilen ibadetler için değil, Yüce Rabbimiz'in Kuran'da bildirdiği güzel ahlakı konusunda da yaşanması gereken bir ayettir. Çünkü insanların kul olarak Allah için yaptıkları her eylem, konuşma, hal ve tavır birer ibadettir. Dolayısıyla namaz bir mümin için nasıl önemli ve farz olan bir ibadetse, aynı şekilde öfkeyi yenmek, güzel söz söylemek, insanları haktan yana uyarıp korkutmak, zanda bulunmamak ya da tartışmacı olmamak da birer ibadettir.

Bunun yanı sıra Kuran'da müminlerin, “ibadette kararlı olma” konusundaki irade ve dayanıklılıklarının çeşitli zorluk ve imtihanlarla deneneceği de bildirilmiştir. Geçmişte yaşayan Müslümanların ve peygamberlerin hayatlarından verilen örneklerle, müminlerin imanlarının ve kararlılıklarının sık sık denendiği haber verilmiştir. Çünkü bu tür anlar, Müslümanların Yüce Rabbimiz'e olan bağlılıklarını ve sadakatlerini ortaya koyabilecekleri çok değerli fırsatlardır.

İman etmeyen kimselerin sözlü ya da fiili saldırıları, Müslümanlara iftira atılması, hastalık, açlık, susuzluk, yorgunluk gibi sıkıntılarla karşılaşılması, zorluk ve tehlikelerle mücadele edilmesi, müminlerin mallarından ve canlarından feragat etmek durumunda kalmaları gibi olaylar bu önemli imtihanlardan bazılarıdır. Bu tip durumlar, Müslümanların Kuran ahlakını yaşamada ve yaşatmada sebat edip kararlılık göstermeleri gereken durumlardır.


http://us1.harunyahya.com/Image/gif_resimler/1b5809352ac16e052c710c0eecd654d3.gif


Bir de Allah'ın Katından bir lütuf olarak büyük bolluk, sağlık, dinçlik, zenginlik veya iktidar verdiği durumlar vardır ki, bu zamanlar da müminlerin gevşekliğe düşmemeleri ve Rabbimiz'e olan bağlılıklarında kararlılık göstermeleri gereken farklı imtihan vesileleridir. Dolayısıyla Müslümanlar hem zorluk hem de kolaylıkla denenirler. Her iki durum da Müslümanların tavrında olumsuz bir değişikliğe yol açmamalıdır. Mümin, şartlar her ne olursa olsun imanda, tevekkülde, Allah’a olan sadakatte kararlı davranarak Allah’a olan sevgisini ve bağlılığını ortaya koymakla yükümlüdür.

Tarih boyunca gönderilmiş olan tüm peygamberler, elçiler ve onlarla birlikte haktan yana mücadele eden samimi müminler hayatlarının sonuna kadar iyilik ve güzel ahlak konusunda kararlılık göstermişlerdir. Kuran'da örnek gösterilen bu peygamberlerin ve onlarla birlikte olan salih insanların ahlaklarını örnek almak, aynı mükemmelliğe ulaşmak için hayırlarda yarışmak tüm Müslümanlar üzerine yüklenmiş bir sorumluluktur.

Şeyhü’l Ekber Muhyiddin İbn Arabi Hazretleri, müminlerin her ne olursa olsun güzel ahlaktan hiç taviz vermemeleri gerektiğini, ve bu ahlak gösterildiğinde ahirette alınacak olan güzel sonucu Peygamberimiz (sav)'in hadislerinden bir örnek vererek şöyle açıklamıştır:

"Güzel ahlaktan ayrılma! Huyların en güzelini kendine huy edin ve onunla amel et. Ahlakın kötüsünden uzak dur. Çünkü peygamber (s.a.v) şöyle buyuruyor: Ben ancak güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim. Yukarıdaki hadiste görüldüğü gibi Allah Resulü ahlakını güzelleştiren kimseye, cennetin en yüksek yerinde bir köşkü garanti etmiştir.” (Muhyiddin İbn-i Arabi, Fütühat-ı Mekki’den-İbni Arabi, Altın Sahifeler, sf. 74-75, Pamuk yayıncılık)

http://us1.harunyahya.com/Image/gif_resimler/1b5809352ac16e052c710c0eecd654d3.gif